Yemeği yemektense onu keşfetmekle daha meşgul olan, yemeklerinden şikâyet eden ve onlara burun kıvıran, yeni yiyecekler denemek istemeyen, değişik formdaki ya da renkteki yiyecekleri reddeden, uzun bir süre sadece belirli bir iki yiyeceği (köfte-pilav gibi) yemek isteyen, oyun oynamayı yemek yemeğe tercih eden, yemeklerini saklayan, atan ya da masanın altından kedisine yediren, ya da sebze, meyve, protein gibi bir yiyecek grubundan kaçan, ve buraya kadar saydıklarıma benzer davranışlar sergileyen çocuklara “yemek seçen çocuk” denebilir.

Böyle çocuklar, halk arasında, seçici, iştahsız, hatta “zor çocuk” olarak da adlandırılır. Bir kısmı büyüdüklerinde de böyle olmayı sürdürürken, kimisi ise zaman içinde yeni zevkler edinerek, değişik mutfaklarla tanışarak, farklı arkadaş ve aileleri örnek alarak, hayattaki deneyimleri ve algıları ışığında, farklı lezzet arayışları geliştirebilirler. Hatta bir takım U dönüşleri bile yapabilirler. Yemek konusunda “seçici” olmanın ilk yaşları genelde okul öncesi dönemdir. İlkokul çağıyla birlikte, seçicilik yavaş yavaş azalmaya başlar. Ancak, yemek istemediği halde, yemeğe zorlanan çocuklarda, yukarıda da belirtildiği gibi, söz konusu seçiciliğin yıllara yayıldığını görebiliriz.

Çocuğu istemediği şeyleri yemeğe zorlamak, ileriye dönük olumsuz davranışları tetikleyebilir ki, böylesine istenmeyen bir sonuca asla mahkûm değiliz. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir: Çocuk bir bireydir. Savunma kalkanları zayıf olmakla birlikte, algıları oldukça açıktır. Bu kişiye özgü donanımları ışığında onun da bir şeyleri sevmemesinden, reddetmesinden daha doğal bir şey yoktur. Çocuğun sevmeme ve reddetme hakkındaki doğallığı ne kadar çabuk görür ve kabul edersek, sonuçsuz mücadelelere, uykusuz gecelere, kısır döngü dertleşmelere, kendini “kaygılarla” tekrarlayan aile, eş, dost sohbetlerine de o kadar hızla son verir, çocuğumuzla iletişim kanalları açık, keyifl i ve keşifl i sofralara oturmaya başlarız. O halde, izlenmesi gereken yol, çocuktaki yemek seçiciliğini sorun haline getirmeyip, bu dönemin geçici olduğunu hep hatırlayarak, çocuğa değişik ve sağlıklı yemekler sunmaya sabırla devam etmektir. Bir anlamda seçenekleri arttırmak ya da yeni seçenekler yaratmaktır. Çocuğa herhangi bir baskı ya da zorlamada bulunmadan, kendi belirlediği miktarlarda yemesine izin vermektir. (Elbette tıbbi takiplerinizi, sağlık kontrollerinizi hiçbir zaman ihmal etmeden.) Bir sonraki bölümde, bunu nasıl yapabileceğiniz konusunda bazı fi kirler bulabilirsiniz.